İskenderun M.Ö.333 yılında, Büyük İskender’in ISSOS yakınlarında kazandığı zaferden sonra ALEXANDRETTA adıyla kurulmuştur. Daha önceleri burada MYRIANDUS adında bir Fenike şehri bulunmaktaydı. Makedonya Kralı Büyük İskender’in, İran İmparatoru III. Darius’u İssos Vadisinde yenilgiye uğratmasıyla temeli atılan bu şehir, tarihinde birçok defalar işgale uğramıştır.
Seleukoslar’dan, Romalı’lara, M.Ö.395 yılında Bizans’a geçmiş ve VII.yy. ortalarında Arap İmparatorluğu’ndan,1516 yılında Türk-Memlük İmparatorluğu’na katılmış, 1517’de Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında da Osmanlı İmparatorluğu’na katılan İskenderun, I.Dünya Savaşında İngiliz’lere,onlardan da Fransız’lara bırakılmıştır.1938 yılına kadar Fransız işgalinde Hatay’ın bir sancağı olarak kalmıştır.5 Temmuz 19382de Türk Ordusu İskenderun’a girmişti.
İskenderun’un geniş bir bölgeye liman görevi yapabilecek durumda olmasına rağmen,komşu limanların (Akdeniz Ülkeleri limanları)rekabeti ve bölgenin elverişsiz şartları(etrafın bataklık oluşu) yüzünden,gerekli gelişmeyi gösterememiştir.XIX.yy.sonlarına doğru,İskenderun ticaretinde bir gelişme görülür.Bu da Irak ve İran’ın ithalat ve ihracatıyla ilgili olup,bu gelişmeleri ve ayrıca Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinin ticaretini kendisine çekmiş olmasına bağlıdır.
Bugün İskenderun,Türkiye’nin önde gelen en büyük ilçelerinden biri olup,sanayide,deniz ticaretinde ve turizm alanında hızla gelişmektedir.
ANAVATANA KATILIŞI
Yıllarca Osmanlı sınırları içinde şirin bir kent olan İskenderun,I.Dünya Savaşı içinde altı kez bombalanmış ve savaşın son günlerinde İngiliz’lerin işgaline uğramıştır(9 Kasım 1918).Ertesi yılın sonlarında Fransız’lara bırakılmıştır. Suriye’de manda idaresi kurulurken,nüfusun yarıdan fazlası Türk’lerden oluşan İskenderun Sancağı,merkez olmuş ve muhtariyet kazanmıştır(1925).1937 yılında Suriye’ye bağımsızlık verilirken,Türkiye’nin isteği üzerine kurulan Bağımsız Hatay Devletinin Türkiye’ye katılması ile, merkezi Antakya olan Hatay İline ilçe olarak bağlanmıştır.
COĞRAFİ DURUMU
Amanos Dağlarının eteklerinde,genişliği 5 km2’yi bulan alan üzerinde kurulmuş olan İskenderun 'un yüzölçümü 985 km2’dir.37 derece kuzey enlemi ile 36-37 derece doğu meridyenleri üzerinde yer almaktadır.
Kara,deniz ve hava ulaşımına elverişli bir kenttir. Yörenin kuraklığı şehrin bu kıvrımlara paralel olarak serilişi,ayrı bir özellik kazandır. Batısında Akdeniz,kuzeyinde Dörtyol ilçesi,doğusunda Amanos Dağları ve güneyinde il merkezi Antakya ile çevrilidir.
Nüfus yoğunluğu açısından Hatay’ın ve özellikle Türkiye’nin en büyük ilçesi olmakla beraber, son nüfus sayımlarında 177.000 olarak tespit edilmiştir.
TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
ANTİK KENT(İskenderun)ALEXANDRETTA:
Bugünkü İskenderun kentidir. Geçmişinden günümüze pek az şey kalmıştır. Antakya’dan İskenderun’a girişteki liman kalıntılarına ait duvarlar ile şehir merkezindeki tarihi binalar hala mevcudiyetini korumaktadır.1973 yılında Esentepe’de yapılan kazılarda, antik kentin kalıntılarına rastlanmış ve Büyük İskender ‘in bir büstü bulunmuştur.
ARSUZ(Uluçınar)ROSSUS:
İskenderun’un 33 km.güneyinde, sahil şeridi üzerinde,asfalt bir yol-la merkeze bağlı turistik bir beldedir.Kıyı ve eteklerinde Roma ve Helenistik döneme ait seramik parçalarına rastlanmakla beraber,halen höyük,nekrapol(antik mezarlık),antik yol ve mozaik kalıntılarına tesadüf edilmektedir. Deniz ve kumu ile bölgenin en önemli turistik özellik taşıyan yeridir. Bir çok kuruluşun ve halkın dinlenme merkezi durumundadır.
SÜTUNLU LİMAN:
Arsuz’a 8 km.güneyde,Helenistik dönem özelliği taşıyan bir liman kalıntısıdır.Yolu olmadığından,ancak deniz motorları ile ulaşım imkanı vardır.
4-FRANK LİMANI:
Helenistik devre ait olduğu sanılmaktadır.Domuz burnunun güneyinde olup,yolu olmayan bir liman kalıntısıdır.
5-ŞATO KALINTISI:
Şehir merkezinde Catoni Acentası binasının bahçesindedir.Ortaçağ Skabias Liman kalıntısı olup,aynı zamanda savunma kalesidir.Denizden 100m.içeridedir.
ŞALEN KALESİ:
Kırıkhan ile İskenderun arasında, Amanos Dağlarının yaylalık kısmında, sarp ve kayalık bir mevkidir.7-8 km.güneyinde Alan Yaylası bulunmaktadır.Bizans ve Haçlılar tarafından kullanılmıştır.Helenistik devirden beri var olduğu sanılmaktadır.Kaleye patika bir yolla ulaşılır.
SARISEKİ KALESİ:
İskenderun-Adana karayolu üzerinde,İskenderun’a 10 km.uzaklıkta,deniz kıyısında bir tepe üzerindedir.Kale kapısının üzerinde N.950-956 tarihleri yazılıdır.Şimdi askeri birlik alanı içerisinde kalan Sarıseki kalesinin,Helenistik devre ait olduğu sanılmaktadır.
BAKRAS KALESİ:
İskenderun-Antakya karayolunun 27.km.sinde Bakras Köyü(Ötençay) çevresinde, Amanos Dağları eteğinde kurulmuş bir karakol şatosudur.Kalenin yapılışı,Helenistik döneme aittir.Kalenin önemi ise,Arabistan yolunu kontrol altında tutmasından ileri gelmektedir.Çeşitli zamanlarda onarım görmüş olan bu kale,Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi sırasında,Osmanlı topraklarına katılmıştır.Üzerinde bir kilise vardır.
YUNUS SÜTUNU:
İskenderun-Payas demiryolu üzerinde,İskenderun kentinin giriş kapısı kalınısıdır.Yunus Peygamberin,Yunus balığının karnından burada çıktığına inanılır.
MANCINIK KİLİSESİ:
Dörtyol’un güneydoğusunda,Amanos Dağları üzerinde,ormanlar arasında bir Ermeni Kilisesidir.Ancak yaya gidilebilir.
YAVUZ SULTAN SELİM KERVANSARAYI:
Belen ilçesindeki bu kervansaray,II.Selim tarafından yaptırılmıştır.Halk arasında Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırıldığına inanılan bu kervansaray,halen kahvehane ve otel olarak kullanılmakta olup,özelliğini yitirmiş durumdadır.
SOKULLU MEHMET PAŞA KERVANSARAYI:
İskenderun-Adana karayolunun 22.km.sinde bulunan Payas(Yakacık)mevkiindedir.14-15.yy.da Osmanlı’lar tarafından(Mimar Sinan)yapılmış,deniz kıyısında kale, mutfak,aşçıbaşı odası,dantelli istirahat odası,bahçesi ve daha birçok yerlere sahip olan bir kervansaraydır.Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Hindistan ve Çin’in baharat,ipekli kumaş,büyük ve küçükbaş hayvanların,kervanlarla gelip geçen kişilerin konaklama yeri olarak kullanılmıştır.
İSSOS HARABELERİ:
Dörtyol ilçesi ile Erzin(Yeşilkent)arasında,İskenderun-Adana karayolunun batısında bulunan harabelerdir.Esasında bir Pers şehri olan İSSOS,tarihin büyük muharebelerinden biri olan, Büyük İskender ile İran İmparatoru III.Darius’un savaştıkları yerdir.Eski çağın bu hatıralarını yaşamış olan bu belde de,bugün ANTİK İSSOS’un su depoları,su kemerleri,mabet kalıntıları halen mevcuttur.
HAN VE HAMAMLAR:
İskenderun’a 15 km.uzaklıkta Belen ilçesindedir.Halen bir han ve hamam mevcuttur.Yavuz Sultan Selim zamanında yapıldığı bilinmektedir.Bu tarihi yapıt,halen hamam olarak kullanılmaktadır.Osmanlı yapı özelliği taşıyan bu kalıntıların bir kısmı yakılmıştır.
GEZİ VE MESİRE YERLERİ
SARIMAZI:
İskenderun-Antakya karayolunun 10.km.sindedir.Çamlık ve deniz manzaralı olup,turistik lokanta ve kafeteryaları,otelleri vardır.Çevre halkının yaz boyunca serinlemek ve dinlenmekiçin gittikleri bir piknik yeridir.
GÜZEL YAYLA(Soğukoluk):
İlçeye uzaklığı 18 km.dir.Oldukça serin bir yayladır.İskenderun’luların en çok tercih ettikleri yerlerin başında gelir.
NERGİZLİK:
Soğukoluk yolu üzerinde,ilçeye 14 km.mesafededir.Suyu,manzarası ve havası ile ünlü bir yayladır
BELEN:
İskenderun-Antakya karayolu üzerinde 15.km.dedir.Havası,suyu ve manzarası ile yaz aylarında aranan yaylalardandır
ATİK:
Yörenin en beğenilen suyu buradadır.İskenderun’a 14 km.mesafede,İskenderun-Antakya karayolu üzerinde olup,toprak bir yolla gidilir.Şirin bir mesire ve piknik alanıdır.
ARSUZ:
Sahil şeridi üzerinde,İskenderun’a 33 km.mesafede,denizi ve kumuyla bir kamp merkezidir.Yaz aylarında yerli ve yabancıların akınına uğrayan şirin bir mesire yeridir.
GÜLCİHAN:
İskenderun-Arsuz asfaltı üzerinde,kumu ve denizi ile bir kamp merkezidir.27 km.mesafededir.
ERZİN İÇMELERİ:
Şifaları mide ve bağırsak hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.
ERZİN KAPLICALARI:
Şifaları romatizmal ve deri hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir.Çevresinde Belediye denetiminde oteller ve lokantalar mevcuttur.